29 Ekim 2008 Çarşamba

YAŞLILARIMIZI ANLAYABİLMEK


Recep Bey;
Keşke yaslilarimizı anlayabilsek,birgün onlarla zaman gecirsek anlariz ne kadar yalniz olduklarini,nerden nereye geldiklerini o zaman anlariz.

Birgün;calistigim huzurevinde bir yasli dedem hic odasindan disari cikmiyordu. Ben odasina gittim, gelir bizimle beraber cay kahve icermisiniz dedim. Hayir dedi ben yine sordum birazda israr ettim hadi beni kirma bak senin icin özel geldim gir koluma. Senin yerinde olmak isteyen bir cok arkadasin olacak. Genc güzel bir bayani koluna tak. Tabi biraz kendimede iltifat ediyorum bu arada. Seninle söyle tur atalim dedim gülümsedi tamam hadi dedi. Girdi koluma gülümseyerek huzurevinin icinde bir güzel tur attik herkes bize bakiyor ve isliklar caliyorlar, alkisliyorlar yasli dedem cok gururlu mutlu gülüyor. Sessizce benim kulagima seni seviyorum beni gel hergün koluna tak cikar odamdan olurmu dedi. Dedem 89 yasindaydi bense 30 yasindaydim. Onlar artik cocuk gibi olmuslar biraz sevgi, ilgi, sohbet etmek istiyorlar oda cok zor birsey degilki. Hergün seve seve kosa kosa yasli dedemin odasina gidiyordum bir güzel koluma takiyordum söyle sallani sallani edali bir sekilde yürüyorduk ne güzeldi o günler. Bir gün sabah ise basladim duydumki dedem gece uykusunda terk etmis bizleri artik koluma takacak yasli o dedem yoktu. Simdi ise sadece o güzel anisi kaldi. Eglence oldugunda ilk benimle dans ederdi ayni cocuk gibi bir baskasiyla dans etmiyeceksin der inatlasirdi. Allah rahmet eylesin.

14 Ekim 2008 Salı 22:51

Sümeyla ESKİTARK-HOLLANDA

CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN





28 Ekim 2008 Salı

24 Ekim 2008 Cuma

Yaşlıların moral kaynağı 'TORUN SEVGİSİ'


Psikolojik Danışman ve Hipnoterapist Dr. Ramazan Özarslan, büyük baba ve büyük annelerdeki aşırı torun sevgisinin 60 yaşından sonra 'içlerindeki çocuksu duygunun' dışa vurumu olduğunu söyledi.

Türk toplumunda dedelerin torunlarına gösterdiği yakın ilginin temelinde zamanında oğluna ve kızına gösteremediği sevginin tezahürü olduğunu belirten. Dr. Ramazan Özarslan, her gün torunlarıyla haşir neşir olan ve onlarla oynayan büyük anne ve babaların moral değerlerinin çok yüksek olduğunu ifade etti.

Çocuğun ruh sağlığı ve karakter oluşumunda büyük baba ve anne rolünün önemli olduğunu aktaran Özarslan, dede ve nine sevgisi görmeden büyüyen çocukların yaşlılara karşı hürmette sıkıntı çekebileceğini ifade etti. Yaşlılıktaki torun sevgisinin, insanın içindeki çocuksuluğu sembolize eden saflığın, temizliğin, berraklığın, güzelliğin ve billurlaşmasının dışa yansıması olduğunu ifade eden Özarslan, kız çocukların dedeye, oğlan çocukların ise nineye düşkün olduğunu belirtti.

Özarslan, "Yaşlılardaki, oğlunun veya kızının çocuğunu sevme duygusu fıtri bir duygu. Bu duygu milletten millete fazla farklılık etmiyor. Her kadın ve erkek, neslinin devamını ister. 60 yaşından sonra torun sevgisi zirveye çıkmaya başlar. Bu yaştan sonra büyük anne ve babaların içlerindeki çocuksu duygular dışa yansır. Çocuklaşırlar ve torunlarıyla empati kurmaya başlar. Böylece çocukla dede ve nine arasında duygusal bir bağ oluşur. Küçük yaşta büyük anne ve baba sevgisiyle yetişen çocukların merhamet duyguları çok yüksek olur. Herkese pozitif enerji yayarlar. Özellikle Asya ve Avrupa toplumunda torun neslin devamı olduğu için önemlidir" diye konuştu.

Çocuğun yetişmesinde dede ile torun arasında kuvvetli bağ olması gerektiğini belirten tarihçi İbrahim Yılmaz, tarihte bu bağın Fatih Sultan Mehmet ile torunu Yavuz Sultan Selim ile yoğun yaşandığını ifade etti. Fatih Sultan Mehmet'in oğlu 2'nci Beyazıt'ın çocukları arasında torunu Yavuz Sultan Selim'e her zaman özel ilgi ve alaka gösterdiğini ifade eden Yılmaz, çoğu kez 'oğlum Beyazıt' keskin bakışlı Şehzadem Selim'e iyi bak, ben onda Devlet-i Aliyi yönetme adına büyük cevher görüyorum dediği belirtti.

Anne ve babaların çocuklarına karşı sevgilerini hiç bir zaman esirgememeleri gerektiğini belirten Manavgat Müftüsü Halil Taş, bu konuda Müminlere en güzel örneğin, Güllerin Efendisi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V)'ın torunları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'i omuzlarında gezdirmesi olduğunu söyledi. Efendiler Efendisi (S.A.V) çocuklara karşı her daim sevgisini gösterdiği ve torunlarıyla oyun oynadığını belirten Taş, öksüz ve yetim çocukların başını okşayarak ihtiyaçlarının giderilmesinde her zaman yardımcı olduğunu kaydetti.

Bu arada, Almanya'dan Antalya'nın Manavgat ilçesi Side beldesine tatile 6 yaşındaki torunları Richard ile birlikte geldiklerini belirten Henri Tannkes, hiç bir zaman yanından ayırmadığı 6 yaşındaki torunlarının, 2 yıl önce trafik kazasında kaybettikleri oğulları Abraham'ın varlığını yanlarında hissetmesini sağladığını ifade etti. Baba annesiyle birlikte torunları Richard'ın yüzünde oğullarını gördüklerini belirten Tannkes, oğullarının yokluğunu torununun varlığıyla bastırmaya çalıştığını söyledi.

İHTİYARLIK ŞİİRİ !
-----------------------------
Ne çabuk geçiyor baharlar,güzler,
Zaman akımına uymuşuz bizler,
İnsan yaşlanınca ölümü gözler,
İhtiyarlık başa geldiği zaman..

*****



Yokuşa yüzün yok,inişe dizin,
Uzağı yakını pek görmez gözün,
sanki bize tarih oluyor sözün,
İhtiyarlık başa geldiği zaman ..

* * * *

Ağrıdan sızıdan durmaz yakınır,
Çare arar sağa sola bakınır,
az yese çok yese hemen dokunur,
ihtiyarlık başa geldiği zaman ..

* * * *

yedek parçan olur,iğne,şurup,hap,
ne faydası var,ne yaparsan yap..
iflas etmiş ciğer,yorulmuş kalp..,
ihtiyarlık başa geldiği zaman ..

* * * *

Dizler titrer sonra belin bükülür,
Damarlardan sıcak kanın çekilir,
Saç,sakal ağarır,dişler dökülür,
İhtiyarlık başa geldiği zaman ..

* * * *

Ayakların baston ile üç olur,
Gençliğinde koştuğun günler hiç olur,
Konuşsan suç olur,sussan suç olur,
İhtiyarlık başa geldiği zaman..

* * * *

Arkadaşın olur evde çocuklar,
Eşin dostun seni arada yoklar,
Torunların alır,bastonu saklar,
İhtiyarlık başa geldiği zaman..

* * * *

Biri ölüp ayrıldı ise eşinden,
Kalan gitmek ister onun peşinden,
Çıkaramaz,hayalinden,düşünden
İhtiyarlık başa geldiği zaman..
* * * *


* * * *

yaşlılara değil yalnız bu sözüm,
gençlerde yaşlanır,unutma bir gün,
seninde buruşur,elin ve yüzün,
ihtiyarlık başa geldiği zaman..

*- * * *

‘’Hacı hazma’’ naçar,dünya fanidir,
biz de göçer gideriz,emir geldiği zaman,
ardımdan bir fatiha okuyun,
Bende ebediyete göçtüğüm zaman..

KAYNAK :( MERHUM) Hacı Hazma Yetiş
Umurlu beldesi/AYDIN(YIL:1999)

EŞREF ABDULLAH

23 Ekim 2008 Perşembe

Fotline.ws

NİNE'DEN GELEN MEKTUP (1984)


Gıymatlı Oğlum İrecep,

Gönderdiğin gımatlı iresimli gartını alıverince o gada seviniverdik .
O gada seviniverdik bilemessin garı bek cok seviniverdik cok sağol
oğlum .Deden de cok sevindi gari cok selam edele o gara gözlenden öpele
irecep asge oldun çok şükü azaldı inşallah yakında gelisin demi ülen,
güce ırabbim aç gomasın boş gomasın inşallah sağ salim gelive geride
seni öle desinler.. oğlu asgeden gemiş maşallah maydanoz gibi durp gibi
gemiş desinle öle demi gadın oğlum. Hepimiz tekrar tekrar selam ede
gözlenden öperiz.Sakın garı neneği unuduveme gari.. gara gözlü gızla
mavi gözlü yarın seni bekleye garı kucak dolusu selamla şimdi gali ve
garı sağlıcakla...
Gesdane kebab,yemesi sevap acele cevap.Ninen

22 Ekim 2008 Çarşamba

BIRAKSALAR OYNAYACAĞIM AMA..

İKİ KALP


İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.

Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde gösterisi zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya

21 Ekim 2008 Salı

BABA ve KIZ ARASINDAKİ BAĞLAR

Baba ve Kızı





0 yaşında

Baba : Ne kadar da güzel. Şimdi bu küçücük şey benim kızım mı? Gözleri de bana ne kadar çok benziyor.

Kızı : Bu gözlerini benden hiç ayırmayan adam babam olsa gerek.



5 yaşında

Baba : Prensesim benim, güzel kızım. Söyle bakalım baban sana ne alsın?

Kızı : En çok babamı seviyorum. Babam, niye annemle uyuyor? Hep benimle uyusun, başkasını sevmesin.



10 yaşında

Baba : Gittikçe yaramaz oluyor, kime çekti bu kız?

Kızı : Ben babama aşığım. Büyüyünce babam gibi erkekle evleneceğim. Babam bu ay harçlığımı arttırır mı?



15 yaşında

Baba : Ne kadar da çabuk büyüdü. Eve de gittikçe geç kalmaya başladı, bu gidişle başına kötü

bir şey gelecek. Sanırım daha sert konuşmalıyım.

Kızı : Babam yüzünden arkadaşlarımla istediğim kadar vakit geçiremiyorum. Bana baskı uygulamasından nefret ediyorum. Ne zaman özgür olacağım?



20 yaşında

Baba : Artık sözümü dinlemiyor. Benden giderek uzaklaşıyor. Kendi parasını da kazanmaya başladı ya, bana ihtiyacı kalmadı tabii. Uzun zamandır tatlı bir-iki laf geçmedi aramızda zaten. Evi de sürekli erkekler arıyor. Galiba kızım elden gidiyor.

Kızı : Her dediğime alınıyor, beni bir türlü anlamıyor. Hele geçen gün giydiğim mini eteğe karışmasına ne demeli? Evden ayrılıp, kendi hayatımı kurmalıyım. Çocuk muamelesi görmekten bıktım artık!



25 yaşında

Baba : Bir gün bunun olacağını biliyordum. İşte evleniyor. Zaten aramız eskisi gibi değildi. Şimdi bir de kocası var. Prensesim beni terkediyor.

Kızı : Böyle bir günde bile o mutsuz ifadeyi takınmasının ne lüzumu var ki? Biliyorum, onu bir türlü içine sindiremedi. Bu yüzden yapıyor. Kendi hayalindeki damat değil ya! Sanki birlikte yaşayacak olan o.



30 yaşında

Baba : Çok az görüşüyoruz. Daha sık biraraya gelsek ne iyi olur. Hem torunlarımı da özlüyorum. Kendi arkadaş çevrelerinden fırsat bulup da bize gelemiyorlar ki...

Kızı : Babamları da çok ihmal ediyorum galiba. Yine telefonda çok üzgün geldi sesi. Haftasonu onlara süpriz yapmak en iyisi.



40 yaşında

Baba : Kızım, benim entellektüel düzeyimi yeterli bulmuyor. Ona göre çağın gerisinde düşünüyormuşum. Oysa küçükken derslerine hep ben yardım ederdim. Anlayamadığı bütün problemleri bana sorardı. Şimdi beni beğenmiyor. Bir daha onunla asla politik tartışmalara girmeyeceğim.

Kızı : Babam giderek daha da çocuk gibi davranıyor. Sürekli bir şeylerden yakınıyor. Gerçi son zamanlarda sağlığı da iyi değil ama. Ya ona bir şey olursa? Zaten hiçbir zaman dilediği gibi bir evlat da olamadım.



45 yaşında

Baba : Kızımın mutlu bir yuvası olması ne güzel. Gözüm arkada gitmeyeceğim. Her şeyi kendi başardı. Onunla gurur duyuyorum.

Kızı : Babam için çok endişeleniyorum. Onu kaybetmeye hazır değilim. İlaçlarını da hep ihmal ediyor zaten. Allah'ım onu benden alma!



50 yaşında

Baba : Dünyada mutlu kal kızım !

Kızı : Seni çok özleyeceğim ve arayacağım babacığım. Şimdi ben kime danışacağım, kim yardım edecek bana? Ne olur gittiğin yerde çok mutlu ol. Ve hep yanımda olduğunu hissettir, ne bileyim ben, arada sırada işaretler yolla mesela. Ah babacığım! Sensiz nasıl yaşayacağım?



55 yaşında

Kadın : Sen gideli, seni daha iyi anlıyorum babacığım. Keşke seni hiç üzmeseydim demeyeceğim, çünkü "keşke"lerin hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini biliyorum. Yine de beni duyuyorsan, lütfen seni üzdüğüm her gün için çok ama çok pişman olduğumu bil olur mu? Binlerce gözüyle, boşluktaki adam uzanır, düşsel bir incelikten onu kendi gecesine alır...



Seni çok özlüyorum, dertleşeceğim, danışacağım kimsem kalmadı baba...

Seni kaybettikten birkaç ay sonra bir oğlum oldu. Sana olan sevgimi oğluma verdim .

Onda seni yaşıyorum, rahat uyu babacığım .

Kızın...

<













SOL YANIM ACIYOR ANNE




Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktım da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali, "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder."
demişti de onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen, sağ elimde Sarımsak, sol elimde
soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu.
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde:
Şuram acıyor işte, şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum. Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her Gün acıyor anne her gün
Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi .
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Ben de ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi?
Düştüm, dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün ben de saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam; "Ben bilmem ki kızım." dedi.
Bari okula sen götür dedim.
"Kızım, iş" dedi.
Ben de bana ne dedim, ağladım.
"Kızım, ekmek" dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha, bi de sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz,
benimkiler gri gibi.
Zeynep, "Annem, beyazlara renkli çamaşır
katmadan yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uffff, babam, her gün Domates
peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye,
börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını
bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor?
İzin verme anne,
Ne olur toprağına el sürdürme!
Eve gidince aklıma geliyor bi de
bunun için ağlıyorum anne.
Bak, kavanoz yanımda,
toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne?
Her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp
başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan
bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama
bana ne kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi,
nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım
acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sen de Rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince
Sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim anne, çooook

Bedirhan Gökçe



.

20 Ekim 2008 Pazartesi








Fareleri yakalarım....

15 Ekim 2008 Çarşamba




İHTİYARLAR BALLADI


onlara ün mü gelir bazı bir ses mi duyarlar
yumuşak bir kedere ufalır bakışları
idam mahkûmlarıdır aslında ihtiyarlar
ölüme koşullanmış bütün davranışları
yorgun öksürükleri oturup kalkışları
yaşayıp durmaktan gizlice utanırlar
her gece artık gitmek vaktidir sanırlar
geçmiş günlerinden bir destek aranırlar
uysal bir gülümseme tek sızlanışları
idam mahkûmlarıdır aslında ihtiyarlar
ölüme koşullanmış bütün davranışları

ATTİLA İLHAN

ÇİNLİ BİLGENİN ERKEKLERE 5 ÖĞÜDÜ


1- Ev işlerinde ve zor işlerde sana yardım edecek olan, aynı zamanda da iyi bir
işi olan bir kadın bulman önemlidir.

2- Esprili, nüktedan ve seni güldürmesini bilen bir kadın bulman önemlidir.

3- Kendisine güvenebileceğin ve sana hiç yalan söylemeyecek bir kadın bulman
önemlidir.

4- Seninle aşk yapmayı seven bir kadın bulman önemlidir.

5- Bu dört kadının birbirlerini tanımamaları çok daha önemlidir.

14 Ekim 2008 Salı

BİRAZDA TEBESSÜM EDELİM

ALINTI

-

Evin annesi utu yaparken, evin kucuk yaramazi da
salonda oyuncak treniyle oynuyomus.. derken annesi bir
kulak kabartmis ki oglan soyle bagiriyor:
- EVET..!! SON DURAGA GELDIK..!! DUYMADINIZ MI
ALLAHIN CEZALARI HALA NE OTURUYOSUNUZ?? CABUK DEFOLUN
iNiN ASAGI..!!!
Bunlari duyan anne neye ugradigini sasirmis dogru
salona kosmus:
- Sen nerden ogrendin bakiyim boyle konusmayi?? Ne
kadar ayip.. simdi dogru odana gidiyosun tam 2 saat
cezalisin...bi daha da agzindan oyle kotu sozler
duymayayim..!!
2 saat sonra kucuk afacan tekrar salona donmus,
treninin basina oturmus....annesi de mutfakta yemek
yapiyomus, derken yine oglanin konusmalarini duymus:
- Sayin yolcularimiz, iste son duraga geldik.. Umariz
cok guzel bir yolculuk gecirmissinizdir.. Lutfen
esyalarinizi trende unutmamaya dikkat ediniz... Trene
yeni binen yolcularimiz, sizin de cok guzel bir
yolculuk gecirmenizi diliyoruz.. kucuk bagajlarinizi
koltuklarinizin altina koyabilirsiniz.. bu arada
unutmayin yolculuk sirasinda sigara icmek yasaktir..
Bunlari duyan annesi az onceki cezanin ise
yaradigindan memnun gulumserken oglan konusmasina
devam etmis:
-.. ayrica iki saatlik rötar yuzunden mutfaktaki
cadaloz adina hepinizden ozur dileriz...!!

ANNE BABALARIN 7 YANLIŞI

Bircok anne-baba, cocuklarina iyilik yapmak icin cirpiniyor. Ama bir yerlerde yanlis yapiyorlar ve bunlari bulmakta cok zorlaniyorlar.

1- Cocugumuza surekli bebek muamelesi yapiyoruz

Kabul, onlar bizim can yongalarimiz, ne kadar buyuseler de bizim biricik yavrucaklarimiz. Peki cocuklarimizin karsilastigi her sorunu, onlar icin biz cozersek, yollarina cikan her engeli biz bertaraf edersek, cocuklarimiza iyilik mi yapmis oluruz? Yoksa gercek hayatin gucluklerine karsi dayaniksiz ve nice hayal kirikliklari yasamalari mukadder, zayif bir cocuk mu yetistirmis oluruz? Hayat, elbette sadece mucadelelerden ibaret degildir; ama hayatin her safhasinda karsilasabilecegimiz irili ufakli guclukleri de gormezden gelemeyiz. Ustelik bu zorluklar, her zaman kotu de degildir ki! Basari yolu, engeller, zahmetlerle doludur. Hem, sorunlardan azade bir dunya ne kadar yasanmaya deger olurdu? El bebek gul bebek muamelesiyle buyuttugumuz cocuklarimiza bu sekilde iyilik degil; aslinda kotuluk yaptigimizi hatirdan cikarmayalim. Cocuklarimiza, yaslarina uygun gucluklerle mucadele etme imkanlari verelim, guvenelim onlara.

2- Evliligimizi hayatimizin merkezine alamiyoruz

Esimizle olan munasebetlerimiz, cocuklarimiza besledigimiz muhabbetten asagi kalmamali. Esimiz ve cocugumuz arasinda tesis edecegimiz denge cok onemli. Gundelik yasamda, sadece esimiz icin bir seyler yapalim, birlikte on bes yirmi dakika da olsa zaman gecirelim. Esimizle birlikte gecirecegimiz bu anlamli ve keyifli anlar, cocugumuzun da dikkatinden kacmayacaktir. Anne ve babasinin birbirlerine verdigi degeri, duyduklari sevgiyi cocugumuzun da hissedecegini goreceksiniz. Esimizle kurdugumuz bu sicak iliski, cocugumuzun karakterini derinden etkileyecektir.

3- Cocuklarimizin sosyal etkinliklerini duzenleyemiyoruz

Cocuklarimizi bir etkinlikten bir baska etkinlige yaris ati gibi kosturuyoruz. Yirmi otuz sene once, cocuklarin nefes almaya zamanlari vardi. Kosuyorlar, saklambac oynuyorlar, masal dinleyip hayaller kurabiliyorlardi. Konusuyorlar, hikayeler, masallar anlatiyorlardi birbirlerine. Simdi zavalli cocuklarin bunlara pek zamanlari yok, kalmadi. Peki boyle bir mahrumiyetin sonuclari neler? Depresyonlar, zayif ve hastalikli iliskiler, aileden ve toplumdan soyutlanmalar, zararli aliskanliklar, bagimliliklar... Cocuklarimiz bizden daha mesgul. Yuzmeden futbola, karateye, basketbola hafta sonu okulundan ozel derslere yetismeye calisiyorlar. Bu hengameden, ne cocuk ne aile tatmin oluyor aslinda. Harcanan para, zaman ve enerji de cabasi. Bunun adi sosyal etkinlik mi, sosyal bezginlik mi? Hafta sonlari bin bir telase, zahmet ve kosusturmacayla gecen ailelere soruyoruz: Bu yaptiginizin, gerek cocugunuz gerek kendiniz icin yapilabilecek en iyi is oldugundan emin misiniz?

4- Kendi manevi yasantimizi ihmal ediyoruz

Manevi hayatimizin cocuklarimiz uzerinde cok onemli etkileri var. Cocuklarimizin, kendisiyle barisik, yeri geldiginde hatalarini kabul edebilecek guclu bir rol model gormeye ihtiyaclari var. Birlikte yemek yemeye bile zaman bulamiyoruz mazeretine siginarak, manevi hayatimizi ihmal edemeyiz. Cocugumuzun bedensel gelisimi kadar ruhsal gelisiminden de biz sorumluyuz.

5- Ebeveyn oldugumuzu unutuyoruz

Cocuklarimiz bizden anne baba olmamizi beklerler, arkadas degil. Cocukluklarinda kendi ailelerinden yeterli yakinlik gormemis kisiler, anne baba olunca, cocuklarinin en iyi arkadasi olacaklarini soylerler. Oncelikle cocugumuza annelik babalik yapalim. Bu, cocugumuzla aramiza duvarlar ormek, evde emir komuta zincirleri tesis etmek degildir. Firsatlar olusturup, zaman zaman cocugumuzun oyun arkadasi olacagiz, belli olculerde sirdasi olacagiz, ancak ev icindeki asli gorevimizi hatirdan cikarmamamiz gerekiyor. Cocugumuzun zaten kendi arkadaslari olacaktir, biz de kendi arkadaslarimizla takilalim.

6- Dengeyi tutturamiyoruz

Cocugumuzun okul, ev ve sosyal hayattaki plan ve programlarinin suresini, miktarini ayarlamiyoruz, dengeleyemiyoruz. Otoriter ailelerde pek cok kurallar, nizamnameler vardir. Ihmalkar ailelerde de durum tam tersidir. Gerekli gereksiz onlarca kural yerine, cocugu tesvik edecek, ise yarayacak duzenlemeler, onun da bizim de hayatimizi kolaylastiracak evdeki rahatsizlik veren sikiyonetimi veya gevsekligi ortadan kaldiracaktir.

7- Cocuklarimizdan bizim hayallerimizi gerceklestirmesini bekliyoruz

Cocuklarimizin, genetik olarak bizlerden farkli oldugunu kabul etmeliyiz. Onlarin farkli karakterleri, kisilikleri, potansiyelleri vardir. Cocuklarimizi kendi kaliplarimizin icine hapsetmeye hakkimiz yok. Bizler hayallerimizi susleyen birer doktor, avukat, vali, muhendis olamamissak cocuklarimizi bu mesleklere zorlayip, kendimizi tatmin yollari aramamiz haksizlik olur. Eger onlari bu mesleklere ikna edersek bir sorun yok, rizalari disinda bir meslege cocuklarimizi zorlamayalim.

Basta da belirttigimiz gibi ebeveynler olarak pek cok hatalar yapiyoruz. Elimizde bir kullanim kilavuzu yok, cocuklarimizi yetistirmek icin. Beser olarak hatadan hali degiliz.

YAŞAM İÇİN ÖNERİLER

-İnsanlara beklediklerinden daha çok şey ver ve bunu zevk alarak yap.

-Dinlediğin her şeye inanma, sahip olduğun her şeyi harcama ve istediğin kadar uyuma.

-'Seni seviyorum' dediğinde, cidden söyle.

-Üzgünüm dediğinde, o kişinin gözlerinin içine bak.

-Evlenmeden önce en az 6 ay nişanlı kal.

-Başkalarının düşleriyle asla alay etme.

-Anlaşmazlık durumlarında, dürüst ol.

-Kimseyi kırma, hakaret etme.

-İnsanları akrabalarına göre yargılama.

-Yavaş konuş, ama hızlı düşün.

-Anneni ara.

-Kaybettiğinde, ders al.

- Küçük bir anlaşmazlığın büyük bir arkadaşlığı bozmasına izin verme.

-Telefona cevap verirken gülümse.Seni arayan kişi bunu sesinden anlayacaktır.

-Biraz yalnız kal.

-Suskunluğun, bazen, en iyi yanıt olduğunu unutma.

-Allah`a güven ama arabanı kilitle. (Deveni bağla sonra tevekkül et).

- Evde sevgi dolu bir atmosfer önemlidir.Huzurlu ve uyumlu bir ortam yaratmak için elinden geleni yap.

-Geçmişte çok yaşama.

-Bildiklerini paylaş. Ölümsüzlüğü elde etmenin bir yoludur.

- Dua et. Duada, ölçülemeyecek bir güç saklıdır.·

-Sana sevgi gösterisinde bulunan birini engelleme.

-Başkalarının işine burnunu sokma.

-Çok para kazanıyorsan eğer, hayattayken, başkalarına yardım et. Bu, Şansın sana verebileceği en büyük tatmindir. Unutma, istediklerini elde edememek, bazen büyük bir şanstır.

SEN DE Mİ UNUTTUN BENİ BEY ?


Son günlerde, bir surat, bir surat ki gelinde,
Çayımı bile yarım dolduruyor bey.
Allah'tan kulaklarım ağır işitiyor da
Duymuyorum ne söylediğini
Ama yine de hissediyorum bey;

Beni bu evde galiba istemiyor artık
Hey gidi günler heeey.
Oğlunu bilirsin, vur kafasına al lokmayı
İki ara bir derede ne yapsın ana bu atsa atılmaz, satsa satılmaz.

Bana artık gizli gizli sarılıyor bey...
Dün akşam uyurken öptü beni biliyor musun?
Nasıl ağırıma gitti nasıl
Artık akide şekeri de getirmiyor.

Hani dişlerim yok ya, güya yerken garip sesler çıkarıyormuşum da
Çocuklar iğreniyormuş benden.
Yok,vallahi yalan bey, hiç yapar mıyım ben öyle şey?
Gelin çocuklara masal anlatmamı da yasakladı

Üstelik seninle konuşuyormuşum diye duvardaki resmini biryere sakladı
Olsun,
Koynumdaki resminden haberi bile yok!
Yine de beddua edemem bey,
Oğlumun karısı, torunlarımın anası o.

Geçenlerde üst komşular geldi,
Ne konuştuklarını duymayayım diye kapıyı üstüme kilitledi.
Duymadım, duymadım, lakin hissettim.
Düşkünler evine yatıracaklarmış önümüzdeki ay beni

Ne yalan söyleyeyim epey ağırıma gitti, epey,
Ha, sen ne diyorsun bey?
Hani bir görünsen oğluna, ne de olsa babasısın,
Seni dinler.

Bu odada oturur, vallahi hiç dışarı çıkmam.
Akide şekeri de istemem.
Masal da anlatmam artık çocuklara
Ne olur ayırmasınlar beni bu evden

Yaşayamam nefes bile alamam
Sana ait anılardan uzak ne yaparım ben, ne yaparım?
Şu camın pervazında hayalin durur, çekmecelerde el izin.
Bastonun hala duvarda asılı.

İstemiyorlar beni artık, istemiyorlar hasılı.
Hey gidi günler hey
Hani diyorum bir çağırsan
Yoksa, yoksa sendemi unuttun beni bey
Sen de mi unuttun beni bey?

Not;Birgün yaşlanacağımızı unutmayalım. Ve büyüklerimize bu sözleri söyletecek davranışlarda bulunmayalım.

7 Ekim 2008 Salı

HAYATIN ANLAMI-4 (Sevdiğin İşte Çalışmak)

HAYATIN ANLAMI-3 (Dostları Olmalı İnsanın)

HAYATIN ANLAMI-2 (Çocuklar)

HAYATIN ANLAMI- 1 (Ailemiz)

HAYATIN ANLAMI

Eski zamanlarin birinde bir adam hayatin anlaminin ne olduguna takmis kafayi...
Buldugu hicbir cevap ona yeterli gelmemis ve baskalarina sormaya karar vermis..
Ama aldigi cevaplar da ona yetmemis.
Fakat mutlaka bir cevabi olmali diyormus..
Ve dolasip herkese bunu sormaya karar vermis..

Koy,kasaba,ulke dolasmis... bu arada zamanda durmuyor tabiki ...
Tam umudunu yitirmisken bir koyde konustugu insanlar ona:
-Su karsi ki daglari goruyormusun, orada yasli bir bilge yasar!
istersen ona git belki o sana aradigin cevabi verebilir. " demisler.

Cok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yasadigi eve ulasmis adam..
Kapidan iceri girmis ve bilgeye Hayatin anlaminin ne oldugunu sormus
..
Bilge sana bunun cevabini soylerim ama.. once bir sinavdan gecmen gerekiyor demis ...
Adam kabul etmis..

Bilge bir cay kasigi vermis adamin eline ve icinede silme bir sekilde zeytinyag doldurmus.
Simdi cik ve bahcede bir tur at tekrar buraya gel ...
Yalniz dikkat et, kasiktaki zeytinyagi eksilmesin eger bir damla eksilirse kaybedersin...
Adam gozu cay kasiginda bahceyi turlayip gelmis.
Bilge bakmis:
-"evet.. kasikta yag eksilmemis,.. peki bahce nasildi? diye sormus
Adam saskin..
-"Ama.. ben kasiktan baska bir yere bakmadim ki..." demis
Bilge:
-"Simdi tekrar bahceyi dolasiyorsun kasik yine elinde olacak, ama,
bahceyi inceleyip gel", demis

Adam tekrar bahceye cikmis gordugu guzellikler buyulemis,
muhtesem bir bahcedeymis cunku ...

Geri geldiginde bilge, adama bahce nasildi diye sormus ...
Adam gordugu guzellikler karsisinda buyulendigini anlatmis..

Bilge gulumsemis,
-"ama kasikta hic yag kalmamis" demis ve eklemis :

-"Hayat senin bakisin ile anlam kazanir,
Ya sadece bir noktayi gorursun hayatin akip gider, sen farkina varmazsin..

Yada gorebilecegin tum guzelliklerin tam ortasinda hayati yasarsin,
akip giden zamanin,, anlam kazanir ...
"Hayatinin anlami: "senin bakislarinda gizlidir"

AFFETMEK İYİLİKTİR

Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:

- "Bir hayat deneyimine katılmak istermisiniz?" Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler.

- "O zaman" der öğretmen. "Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin." Öğrenciler bunu da yaparlar.

- "Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!"

Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:

- "Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun."

Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine "Peki şimdi ne olacak?" der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:

- "Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde? hep yanınızda olacaklar."

Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar:

- "Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor."

"Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk?"

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:

- "Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir."
alıntı*
_________________
İŞİNİ DOĞRU SEÇ

Doğru iş rahat iş değildir.
Çok kazandıran iş de değildir.
Kariyer de değildir.
Klimalı büro ortamı da değildir.
Doğru iş olmaktan zevk aldığın yerdir.
Sabahleyin kalktığında gitmekte üşenmediğin, bıkmadığın yerdir.
Tabii yanında rahatlık, para, kariyer varsa ne ala...

ARKADAŞLARINI DOĞRU SEÇ

Çok sayıda arkadaşın olması "iyi arkadaşın" olduğunun ispatı değildir.
Güzel günlerdeki arkadaşlıklar geçicidir.
Mutluluklarının yanında, acılarını da paylaşabileceğin,
Fikirlerine ihtiyaç duyabileceğin,
Her zaman yanında olmasını isteyeceğin,
Senin madden değil manen zengin eden,
Bir tek arkadaş sana çok şeyler katacaktır.
EŞİNİ DOĞRU SEÇ

Doğru eş her zaman uzun zaman flört ettiğin kişi değildir.
Önemli olan kısa zamanda da olsa fikirlerinin uyuştuğu,
Yaş** tarzlarının benzediği,
Espri anlayışının yakın olduğu,
Zor zamanlarında hep yanında olacağını bildiğin,
Dertlerini, sevinçlerini paylaşabileceğin,
Fikirlerine, olaylara bakış açısına güvendiğin,
Senin fikirlerine saygı duyan,
Konuşmaktan sıkılmayacağın,
Hayata küstüğün zaman seni kabuğundan çıkarıp eğlendirebilen,
Gözlerine baktığında ne söylemek istediğini anladığın,
Aynı zamanda iyi bir arkadaş,
Fiziksel görünüşün dışında da seni sen olduğun için sevebilecek ve
bunu kaldırabilecek birini eş olarak seçmelisin! ! !

Dünya da böyle biri var mı? diye sorabilirsiniz şimdi. Emin ol var! Tabii ki sayıları fazla değil. Hatta hayatta insanın karşısına ya bir ya da iki kere çıkar, belki de hiç çıkmaz... Önemli olan onu fark edebilmek.

Eğer bu satırları okunduğunda aklından bu özellikleri barındıran bir isim geçirmişsen çok şanlısın. Ne olursa olsun onunla birlikte olmak için elinden geleni yap.

Çünkü bir daha onun gibisini bulma şansın çok az emin ol. Bütün aptal aşıklar gibi ilk hareketi ondan beklersen çok geç kalırsın..

Eğer bu satırlar sana böyle birini çağrıştırmıyorsa ya da şu an evliysen yapacak bir şey yok. Ama henüz bekarsan onu aramaya hemen başla! Onu fark edebilmek için sadece etrafına bakman yeterli olacaktır. Çünkü o da sana bakıyor olacak!

ALINTI (Hoşuma Gitti)

Benden artık pes
Bu aşkın biletini istediğin gibi kes
Nasılsa gidiyorsun
Biliyorum git...
Ama ardında
Ağlayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan
Çek silahını-daya sırtıma
Titrersem namerdim...
Sen vurdun da ben ölmedim mi?

3 Ekim 2008 Cuma

Karga!!!
80'ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen 45 yaşında ve saygın bir işi olan oğlu salonda oturuyorlardı.
Hal hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti.
O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu.
Yaşlı baba kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra oğluna sordu:
'Bu ne oğlum?'
Oğlu şaşkın, cevapladı:
'o bir karga baba.'
Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu:
'Bu ne oğlum?'
Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı:
'Baba, o bir karga'...
Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu.
Yaşlı baba üçüncü defa sordu:
'Bu ne?'
Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü:
'O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun?'
Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti:
'Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun?'
Babası yüzünde hâlâ bir gülümseme yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu.
Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi.
'Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu.
23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim. Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu.'

'Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti.
Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara 'öf' bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.' (isra, 23)