29 Nisan 2009 Çarşamba


MUTLU AŞK YOKTUR

İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur

Hayatı bu, silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları hayatım ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur

Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur

Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur

Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da

ARAGON

28 Nisan 2009 Salı


SAKLI SEVDA

cam yeşili bir kız çok kirpikli
saçları nasıl karanlık bir kızıl
örtülü bir güzellik benzeri olamaz
dudaklarındaki kan etkiliyor asıl
duyarlığı alıngan gönlü ikircikli
ne yazsam ona tutsak
/ adı şehnaz

belki kadın belki çocuk iyice kuşkulu
hangi tutku buğulamış camlarını
bazen ne çok var bazen ne kadar az
kan kırmızı yaşayıp yaz akşamlarını
okşaması boğulmak öpmesi uğultulu
sabah olsam ona tutsak
/ adı şehnaz

saklı sevda sevdaların en saklanmışı
birbirimizde fena boğuluyoruz
hiç kimse birbirimizin yerini tutamaz
benimle yaşayamadığı ona uygunsuz
hiçbir şeye değişmem onunla yaşanmışı
uygunsam ona tutsak
/ adı şehnaz

saklı bir sevdadır bulduk sığındık
bu büyülü bir aşk çünkü yasak
gizli bir mutluluk ki ne söylesem az
bin yılda yaşasak hiç de yaşamasak
varımız yoğumuz aşkımız artık
hayatım ona tutsak
/ adı şehnaz

ATTİLA İLHAN

27 Nisan 2009 Pazartesi


BÖYLE BİR SEVMEK

ne kadınlar sevdim zaten yoktular
yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
azıcık okşasam sanki çocuktular
bıraksam korkudan gözleri sislenir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

hayır sanmayın ki beni unuttular
hala arasıra mektupları gelir
gerçek değildiler birer umuttular
eski bir şarkğ belki bir şiir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

yalnızlıklarımda elimden tuttular
uzak fısıltıları içimi ürpertir
sanki gökyüzünde bir buluttular
nereye kayboldular şimdi kimbilir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir.

ATTİLA İLHAN

ADIMLA NASIL BERABERSEM

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

ATTİLA İLHAN

24 Nisan 2009 Cuma

VUR KADEHİ


Söndürmüşüz feneri salaş bir balıkçıda
Rengimizi sıyırmışta gitmiş gidenimiz
Nur cemalimizin astarı kalmış bi tek
O da kaşık kadar..

Vur kadehi ustam bu gecede sarhoşuz
Kalan sağlar bizimdir acıdan mayhoşuz
İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze
Bundandır böyle dibe vuruşumuz

Damla sakız hayallerimize yakamoz vursa
Bari öyle canlansa da hayat bulsa
Ne iyi olurdu kalbe kan yine
Hücum etse...

Vur kadehi ustam bu gecede sarhoşuz
Kalan sağlar bizimdir acıdan mayhoşuz
İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze
Bundandır böyle dibe vuruşumuz

Ferhat göçer

ÇOK SEVDİM İKİMİZİ


Çıktım Sokak Sokak Ellerim Cebimde
Serseri Mayın Gibi Dolanıp Duruyorum
Sözlerini Tekrar Tekrar Geçiriyorum Gözden
Neydi Olup Biten Anlamaya Çalışıyorum

Yol Bitti Çoktan Galiba
Yol Bitti Çoktan
Yol Bitti Çoktan Galiba

Şimdi Bir Yaz Aşkı Paklar Bizi
Eylül'de Ayrılık Yeniden Yoklar Bizi
Zaman İksiriyle Toplar Bizi
Ben Aslında Çok Sevmiştim İkimizi

Anladım Bizim Kuşak Çok Takılmıyor Aşka
Öncelikler Değişmiş Malum Devir Başka
Genetik Bir Miras Gibi Hevesi Kalmış
Derin Bi Yerde Yüzeyde Küçük Çapta

Yol Bitti Çoktan Galiba
Yol Bitti Çoktan
Yol Bitti Çoktan Galiba

Şimdi Bir Yaz Aşkı Paklar Bizi
Eylül'de Ayrılık Yeniden Yoklar Bizi
Zaman İksiriyle Toplar Bizi
Ben Aslında Çok Sevmiştim İkimizi

23 Nisan 2009 Perşembe

İMKANSIZ AŞK


Bir yumak sarar gibi geçtim acılardan
Bir kilit yüreğimde, bir demir kapı
Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerlerdeyim
Belki de aşk dediğin erişilmez olmalı...

Ben imkansız aşklar için yaratılmışım
Ne kavuşmayı bilirim ne unutmayı....
Kayboldum kuytusunda yalnızlıkların
Yaşadım en karasını sevdaların

Sensizlik bir ok gibi canıma saplanlamalı
Coşmalı yanardağlar, kasırgalar kopmalı
Aşkın bir zehir gibi kanımda dolaşmalı
Elbette aşk dediğin böyle olmalı

Ben imkansız aşklar için yaratılmışım
Ne kavuşmayı bilirim, ne unutmayı...
Kayboldum kuytusunda yalnızlıkların
Yaşadım en karasını sevdaların

21 Nisan 2009 Salı

Sevgili Kardeşim; Sümeyla göndermiş olduğun resimler bir tablo değerinde,
çok güzel,eşiniz Mehmet Kardeşime'de çekmiş olduğu bu harika resimler için
teşekkür ediyorum.Mutluluğunuz daim olsun.Sevgi ve Saygılarımla,
Recep Keskin.
Recep abi size baska fotograflarda gonderiyorum benim fotograflarimda var ve birtanesindede Mehmetle olan fotografim bilmiyorum size daha once hic Mehmetin fotografindan gondermismiydim. Mehmet o kadar cok fotograf cektiki butun gun elinde fotografmakinasiyla gezilendi. Gerci fotografcidandan baska birsey beklenmez degilmi hahaha

Saygilar hurmetler

Kardesiniz Sumeyla

20 Nisan 2009 Pazartesi

Ogretmenim ve Recep abi size dunku organize ettigim geziden guzel goruntuler gonderiyorum bloglariniz icin. Keukenhof Hollandanin en taninmis cicek parki buyuklugu 32 donum arazinin icinde ve bu parki yakin cevresindeki ciftciler dekor etmisler. Keukenhof parki 60 yasinda. Yurtdisindan turlar duzenleniyor ve cok kalabalik bir yer, sezonluk aciliyor mart'in 19 mayis'in son haftasina kadar acik oluyor. Dun 50 kisilik gurupla katildim geziye benim gurubumdaki yaslilarimla beraber.

Saygilar selamlar.

TEŞEKKÜRLER SÜMEYLA BU HARİKA RESİMLER İÇİN.
TÜM SEVDİKLERİNLE BERABER MUTLU YAŞAM DİLEĞİYLE,
RECEP ABİN.

Abbas

Haydi abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber Sal çıksın bu gece;
Görünsün söyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumanı,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

C.Sıtkı Tarancı

YORUMSUZ...


"kiminin ayağı takılır,kimi aya takılır"

17 Nisan 2009 Cuma


AH! NEYDİ BENİM GENÇLİĞİM

Nerde böyle hüzünlenmek o zaman;
İçip içip ağlamak,
Uzaklara dalıp şarkı söylemek;
Hafta sekiz ben eğlentide;
Bugün saz,yarın sinema,
Beğenmedin Aile Bahçesi;
Onu da beğenmedin,parka;
Sevdiğim dillere destan;
Sevdiğim,
Meyil verdiğim;
Ben dizinin dibinde elpençe divan,
Samanlık seyran.
Nerde,
Nerde,
Nerde böyle hüzünlenmek o zaman!

ORHAN VELİ KANIK

14 Nisan 2009 Salı

NAZAR BONCUĞU'NA




İSTEMEM ;
NAZAR DEĞMESİN.
BEYAZ TENİNDEKİ,
RÜZGAR KISKANDIRAN
SAÇLARININ TEK TELİNE
İSTEMEM;
NAZAR DEĞMESİN.
ÇAKMAK,ÇAKMAK,
VE BİR O KADAR ÇOCUKSU
BAKAN GÖZLERİNE.
İSTEMEM;
NAZAR DEĞMESİN.
DUDAKLARINDAN
DÖKÜLEN,
İNCİ TANESİ
SÖZCÜKLERİNE.
İSTEMEM;ASLA
NAZAR DEĞMESİN.
GEÇ BULDUĞUM,
                                               DOST OLDUĞUM                                                                                                                        
 UNUTULMAYACAK
NAZAR
BONCUĞUMA.


Recep KESKİN-ADANA
14/04/2009
GÜNAYDIN TÜRKİYE...GÜNAYDIN ADANA..BENİ SEVEN HERKESE GÜNAYDIN.
HAYAT DAİMA GÜLEN YÜZÜYLE KARŞILASIN SİZLERİ DOSTLARIM...

13 Nisan 2009 Pazartesi




--------------------------------------------------------------------------------
KELEBEK VE PAPATYA

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini
hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.
Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,
kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.
Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,
rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.

Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya
başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış.
Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.
Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya
görmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını
bilememiş. içinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş.
Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin
üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.

"Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza
gelmek istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve
"Merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten."
Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini,
nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.

Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten
hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş.
Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını
seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı
güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok
sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.

Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret
edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan,
incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya da
kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini.
Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği
kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana
ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.

Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek
artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya
dönmüş ve; "Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek" demiş.
Papatya buna bir anlam verememiş. "Neden" demiş. "Yoksa
benim yanımda mutsuz musun?". "Hayır" demiş kelebek. "Bilakis,
sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü
sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık
kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim."

Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten.
Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını
fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya "Seni seviyorum"
diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece "Bende..."
diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş.

İçinden "Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim.
Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş.
Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin
acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş,
sonra da dökülmeye başlamış.
Her düşen yaprakta papatya, "seviyormuş" diye geçirmiş içinden.

İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar,
sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş:
"Seviyor mu, sevmiyor mu?"...

7 Nisan 2009 Salı

İŞTE BÜYÜK SEVGİ

Ben Yağmur Yüklü Bir Bulutum



Son kibrit çöpüm gibi
Sakladım seni
Rüzgarsız da hava
Tiryakiydim üstelik
Yakmadım seni
Ben yağmur yüklü bir bulutum
Kime çarpsam ağlarım
Artık sabah olmaz bu kentte bana
Tutmaz kimseler sigaram bile
Düştüğün yere saplanmış bakışlarım
Bakmaz kimselere bakamaz
Artık bu kentte sabah olmaz

Kime çarpsam kendimi
Ve bölsem milyarlara
Payı sen paydası sen
Ağlarım.

Kime çaprsam kendimi
Ve toplasam bildiklerimi
Payı sen paydası sen
Ağlarım.

Farzet dersem karanlık
Farzet ki dersem
Işığım sen güneşim sen
Ayım sen.

G İ T M E



Güz yaprakları düştü
Gazeller oldu
Bulut indi yeryüzüne
Sevdalı oldu
Bir avuntu biraz keder
Böyle bize neler oldu
Bu ayrılık bir de hasret
Çekilmez oldu
Ay karanlık hep karanlık
Yüzün bize döner oldu
Bir ihtimal daha vardı
Felaket oldu
Gitme gitme gitme kal bu şehirde
Gitme gitme yazık olur bize
Geceler kör dilsiz sanki
Konuşmaz oldu
Hüzünler koyduk üstüste
Ayrılık oldu
Bir avuntu biraz keder
Böyle bize neler oldu
Bu ayrılık bir de hasret
Çekilmez oldu
Ay karanlık hep karanlık
Yüzün bize döner oldu
Bir ihtimal daha vardı
Felaket oldu
Gitme gitme gitme kal bu şehirde
Gitme gitme yazık olur bize

6 Nisan 2009 Pazartesi

BAZEN.




Bazen,
Kendimi yanlızlığa hapsediyorum.
Bazen,
Yoruluyorum
Sevgisiz ortamların,
Karanlık girdapların,
Çığlık atan,
Rüzgar uğultusu
Sessizliğinden
Bunalıyorum.
Bahane bulmak
Çok kolay,
Kaçmak için ıssızlığa,
Sevgimi
Söyleyemiyeceksem eğer,
Gitmek; huzur olacak.
Belki;
Herşey son bulacak.

RECEP KESKİN

ADANA 04/04/2009

3 Nisan 2009 Cuma

BAHAR YAĞMURU

Kırk ikindi yağmurları sonrası,
Açan bir güneş gibi içime doğdun,
Benim için bir gökkuşağı oldun,
Umut oldun,
Hayat oldun,
Seni sordum göklere seni sordum yağan yağmura,
Seni seviyor dediler,
Birlikte bir ömür geçir dediler,
Sakın ama sakın yitirme dediler,
Ne kadar güzel söylediler,
Artık benimle en güzel sevgiler.

İlhan Selçuk

2 Nisan 2009 Perşembe

Sevda değildi bu sanki bir düştü
Sürecek diyordum sonsuza kadar
Takvim yaprağına ayrılık düştü
Aramıza girdi bu kara duvar

Beni bekledinse yağmurda karda
Beni bekledinse deli rüzgarda
Beni bekledinse yorgun yıllarda
Susuz yüreğimde çiçekler aça

Yüzün ay ışığı vuran bir koydu
Saçların gecede saman yoluydu
İçin güneşlerle dolu doluydu
Önce gözlerine gelirdi bahar
Seviyorum seni ekmeği tuza banıp
Banıp yer gibi
Geceleri ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa
Su içer gibi

Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner çayırları
Büyürken büyürken görürüm gülüm
Her sabah her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz alır beni

Seni düşündükçe gül dikiyorum
Ellerimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları gülüm
Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bır parça mavi deniz alır beni

1 Nisan 2009 Çarşamba