29 Eylül 2010 Çarşamba

Beceriksiz







Kabuğunu koparmadan

ne bir elmayı soyabildim

ne de iyileştirebildim bir yaramı

...ama karşıma çıkınca

kızmadım hiç elma kurduna

bendim çünkü bıçağı saplayan

onun yurduna



Şair diyorlar benim için

bilmiyorum oysa

her şiire konmalı mı uyak

her yere nedense

konamıyor tayyare

hay dilimi

arı türkçe soksun; uçak



Kaptan olmak isterdim

aynanın karşısında

eski bir sinema yıldızı

gibi ağlayan

İstanbul hatlarında

bir fırça hafifliğiyle gidip

gelen vapurlara



Eskimo bir şair dokunuyor omuzuma

ve Kız Kulesi'ni göstererek

bırak artık diyor üzülmeyi

yedi tepeli bu şehirde

şiir okunacak tek yer

elbette denizin ortasındaki

şu küçük buz dağı



Terzi olsa da babam

sökük dikmesini beceremem

beni yalnızca sen anlarsın

iğnenin deliğinden geçsin

diye ipliklerin

bir anlık ıslatıldığı dudaklara

takılıp kalan annem

(Sunay AKIN)







Paylaş

28 Eylül 2010 Salı

Hayat Nedir,Ne Değildir?





Hayat çetele tutmak değildir.Seni kaç kişinin aradığı,kiminle çıktığın,çıkıyor olduğun veyaçıkacağın demek değildir.Kimi öptüğün ,hangi sporu yaptığın veya kimlerin seni sevdiği değildir.Hayat ayakkabıların, saçın ,derinin rengi,nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.Aslında hayat,notlar,para,giysiler,girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.Hayat çok arkadaş sahibi olmak ya da yalnız olmak,kabul görmek ya da görmemek de değildir.Hayat bunlar değildir.


Hayat kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.Güven,mutluluk ve şefkattir.Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.Hayat kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.Neler söylediğin ve ne demek istediğindir.İnsanların sahip olduklarını değil,kendilerini olduğu gibi görmektir.Herşeyden önemlisi, hayatını başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.İşte hayat bu seçimlerden ibarettir.




Gülay SÜLEYMANOĞLU












24 Eylül 2010 Cuma

HAYATTAN ZEVK ALMAK İÇİN...





 BİR İYİLİK YAP KENDİNE!


* YAŞAMAYA zaman ayır. Çünkü ömür bunun için yaratılmıştır.

* DÜŞÜNMEYE zaman ayır. Çünkü başarının anahtarı odur.

* SEVMEYE zaman ayır. Çünkü bu seni daima güçlü kılar.

* İYİLİĞE zaman ayır. Çünkü insan olmanın sırrı budur.

* Ufak şeyleri dert etme.

* Gerçeği gerektiği gibi kabul et.

* Mesleğinin hilelerini öğrenmek yerine, mesleğini iyi öğren.

* Arada sırada canının sıkılması iyidir, bırak sıkılsın.

* İçinde bulunduğun anı yaşamayı öğren.

* Yüzünü tebessüme alıştır.

* Hayatın ayrıntılarına takılıp kalma.

* ''Bu da geçer yahu !'' demeyi öğren.

* ''Teşekkür ederim'' ve ''Lütfen'' kelimelerini yerinde ve sıkça kullan.

* İpin ucunu fazla sıkma.

* Hayatın anlamını sorgula.

* Daha iyi bir dinleyici olmaya çalış.

* Cesur ol! Cesaretin en faziletli olanı ise gerektiğinde hakkı haykırabilmektir.

* Affetmenin tadına var.

* Arkadaşının alnındaki sineği öldürmek için tabanca kullanma.

* Gerektiğinde kendini ödüllendirmeyi de, cezalandırmayı da bil.

* Sızlanma, şikayet etme, yılgınlığa düşme.

* Zevk düzeyini düşürecek, müziklerden, tatlardan, kokulardan, görüntülerden kaçın.

* Önemli olanla, acil olanı ayır.

* ''Nasılsın?'' sorusuna daima olumlu cevap ver.

* Zaman zaman bilmemenin verdiği rahatlığın keyfini sür.

* Trafikte ılımlı biri ol.

* Şüphecilere, yoldan döndürücülere, zorlaştırıcılara, erteleyicilere, vaatçilere, tembellere, mazeretçilere kulak asma.

* Korkularını güvendiğin biri ile paylaş.

* Önyargılarından kurtul.

* Hayatındaki problemlere ''Şu anda bununla sınanıyorum.'' diye bak.

* Karşılığını beklemeden iyilik yap.

* Sevgi ve dostlukta ilk adımı atan sen ol.

* Adil ol.

* Gereksiz yere rekabete girme.

* Başkalarına sırt çevirme.

* Kin tutma.

* Yalan söyleme.

* Verdiğin sözden dönme.

* Yıldızları seyret.

* Martılara simit at.

* Sevdiğin insanlara ''SENİ SEVİYORUM'' demekten çekinme.

* Hergün 1 saat kitap oku.

* Hayatı erteleyip durma.

* Yaşamını sevgiyle doldur.

* Aşık olmaktan korkma.

* Bilgini ve tecrübeni talep eden insanlarla paylaş.

* Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere, dertlerin yüzme bildiğini söyle.

* Sevmeyi, sevilmeyi, sevinmeyi erteleme.

* Biri sana sarıldığında, önce onun kollarını gevşetmesini bekle.

* Konuşurken insanların gözlerinin içine bak.

* Açıklama yapmadan insanların hayatından çıkma.







alıntı





Paylaş

15 Eylül 2010 Çarşamba

Sevi Şiiri



Ben senin en çok sesini sevdim

Buğulu çoğu zaman taze bir ekmek gibi

Önce aşka çağıran sonra dinlendiren

Bana her zaman dost her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim

Bir pınar serinliğinde küçücük ve ak pak

Nice güzellikler gördüm yeryüzünde

En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim

Kah çocukça mavi kah inadına yeşil

Aydınlıklar esenlikler mutluluklar

Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim

Sevindiren içimde umut çiçekleri açtıran

Unutturur bana birden acıları güçlükleri

Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim

Güçsüze merhametini zalime direnişini

Haksızlıklar zorbalıklar karsısında

Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim

Tüm çocuklara kanat geren anneliğini

 
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada

Sensin her şeyin üstünde tutan sevgini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim

Bende yeniden var olmanı benimle bütünleşmeni

Mertliğini yalansızlığını dupduruluğunu sevdim

Ben seni sevdim ben seni sevdim ben seni...

Ümit Yaşar Oğuzcan




LAVINIA







Sana gitme demeyeceğim

Üşüyorsun ceketimi al

Günün en güzel saatleri bunlar

Yanımda kal

Sana gitme demeyeceğim

Gene de sen bilirsin

Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim

İncinirsin

Sana gitme demeyeceğim

Ama gitme lavinia

Adını gizleyeceğim

Sende bilme lavinia



Özdemir ASAF
























Paylaş

Bebeğim.





 
Seni bana tutkun gördüm rüyamda

Gençliğine yazık olur bebeğim

Çok gemiler battı gönül deryamda

Senin aşkın kayık olur bebeğim



Çözül benden ne kucakla ne yaklaş

Git ki dinsin gözyaşların kuraklaş

Kıymetini bilmem için uzaklaş

Kaçan balık büyük olur bebeğim





Aşktır beni uslandıran eğiten

Aşktır beni maceradan soğutan

Keyfi için bir yuvayı dağıtan

Bin cefaya layık olur bebeğim





Senden önce kaç gönüle ekildim

Fidan oldum filizlendim dikildim

Çiçek açtım meyva verdim büküldüm

Olgun başak eğik olur bebeğim



Cemal Safi.
























































Paylaş

8 Eylül 2010 Çarşamba

İNSANA SAYGI






Profesör Üstün Dökmen, Hayvan dergisinde yayimlanan röportajinda, "Yere düsen ekmegin üstüne basan insan görmedim ama yere düsen insani tekmeleyen çok kisi gördüm" diyor... Saygili olmaktaki kusurlarimizi söyle anlatiyor:



- Birbirimize saygili olma konusunda 3 tip temel hatamiz var...



Avrupa'da yasayan vatandasimiz, orada yerlere çöp atmiyor ama Kapikule'den girer girmez yerlere tükürmeye, çöp atmaya basliyor. Niye burada böyle yapiyorsun diye soruldugunda, herkes böyle yapiyor diyor. Kendi fikri olmayan insanin duruma göre hareket etmesidir bu.



Ikinci hatamiz, adama göre davranmamiz. Karsimizdaki adam iri yariysa, 'Buyur Abi', diyoruz, ufak tefekse, 'Ne var lan!' diyoruz. Oysa ki, insanlarin onuru birbirine esittir.



Üçüncü hata, keyfimize göre davranmak. Keyfimiz yerindeyse eve girerken 'Merhaba millet' diyoruz, degilse surat asiyoruz. Oysa keyfimiz yerinde olsun olmasin insanlara saygili davranmak zorundayiz.



Diyorum ki, yerdeki ekmege saygili olma konusunda ülkemde mutabakat var, kimse basamaz, ayagiyla dürtüklemez ya da öper, koyar bir kenara.



Ekmek nimettir kabul, peki insan nimet degil mi?







ROSE






Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra "Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz" dedi... Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki,yumuşak bir el omzuma dokundu... Döndüm... Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu... "Ben Rose" dedi.. "Benim adım Rose, yakışıklı... 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?.." Güldüm... "Tabii" dedim... "Hadi sarıl bana..." Öyle sımsıkı sarıldı ki... "Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin" diye şaka yaptım.. Minik bir kahkaha ile yanıtladı:


"Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım..."

Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık... Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum.

Sömestr boyunca Rose kampüsün ilahesi oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. İyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu...

Sömestr sonunda, Futbol Balosuna davet ettik Rose'u... Konuşma yapması için... Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok...

Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi...

"Ne kadar beceriksizim, değil mi?... Özür dilerim... Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz... Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil... Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?..."

Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı:

"Yaşlandığımız için eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz... Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır... Hergün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak... Bir rüyanız olmalı mutlak... Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok...

Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır... Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz... Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak birşeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir.

Asla pişman olmayın... Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü... Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır... Pişman olmaktan korktukları için hiçbirşey yapmayanlardır..."

Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi...

Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü. Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı.

"Yapabileceğimiz herşeyi yapmak için asla geç olmayacağını" hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu...

Rose'un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı:

"Çok Geç Diye Bir Zaman Yoktur"






alıntı

Paylaş

SEVGİ







Tüketmek için bunca acele ettiğiniz takvim yapraklarına onca hızla çevirdiğiniz akreplere yelkovanlara ,içine gönüllü daldığınız o insafsız rutin çarkına şöyle bir uzaktan baktığınızda ne hissediyorsunuz? "Ne kadarı benim hayatım" diye soruyor musunuz? Ne  kadarını başkaları yaşamış benim yerime.... Ya da ben başkalarının?.. "Aynadakinin ne kadarı ben'im, ne kadarı oynadıklarım? Sevgiyi koydum kum saatinin dolu dizgin akıp giden kumlarının her bir zerresine.... Çünkü bir tek sevgi var elimizde; bunca yıldan damıtılıp gelen.. Yine bir tek o kalacak, yaşanacak yıllarından geriye... Bir tek sevgi olacak bunca telaştan artakalan ötesi yalan......



Can Dündar






ÖĞRENDİM..





Hayatim da ilk önce SEVMEYİ öğrendim,çünkü sevdikçe kendimi hissettiğimi öğrendim. AFFETMENİN ne olduğunu anladım ve affetmenin aslında yeni insanlar kazandırdığını gördüm..

Bir gün geçmişime baktım da PİŞMANLIĞIMDAN üzülmediğimi gördüm,bunları ben yaşadım çünkü....

Birisini HATIRLAMANIN aslında ufak bir telefon görüşmesi kadar basit olduğunu biliyorum artık!

Aslında BANA DEĞER VEREN İNSANLARIN çok yakınımda fakat gözlerimin hep uzaklarda olduğunu anladım..

Birisini kırdıktan sonra ÖZÜR DİLEMENİN aslında beni ben yaptığını anladım.

SEN BENİM İÇİN ÖNEMLİSİN kelimesinin verilecek en büyük hediye olduğunu buldum.

Bir yerden sonra KELİMELERİN mana ifade etmediğini biliyorum.

Sahilde yürür ve düşünürken birinin de beni DÜŞÜNDÜĞÜ duygusu beni sevindiriyor.

MUTLU OLMANIN aslında bir kedinin güzel bir anini yakalamak kadar basit olduğunu anladım.

KAÇIRDIĞIM FIRSATLARIN aslında bana yeni fırsatlar yarattığını gördüm.

Yıldızların benim için parladığını görmeyen gözlerim,gün geldi HAYATIMDAN YILDIZLARIN gömüldüğü maziyi unutması gerektiğini anladım!

GÖZLERİN kelimelerden daha önemli olduğunu ve yalan söylemediklerini biliyorum.

Hayatımda YANIMDA GÖRMEK istediklerimi yanımda göreceğim çünkü onların bana değer verdiklerini biliyorum.

TELEFONUN 160 karakterine üzüntünün,mutluluğun,yıkıntının sığdığını gördüm. YASAMIN YASAMAYA DEĞER OLDUĞUNU VE İSTERSEM MUTLU OLACAĞIMI ÖĞRENDİM...





alıntı

Paylaş