22 Ekim 2010 Cuma

Ömrümün Sonbaharında












Adım anılmaz oldu, kapım çalınmaz oldu

Ömrümün sonbaharında

Gönlüm katlansın diye gören göz görmez oldu

Ömrümün sonbaharında

Saçlarıma düştü aklar, hüzünlendi akşamlar

Ömrümün sonbaharında

Hep yüzüme kapandı, dost bildiğim kapılar

Ömrümün sonbaharında

Şarkılar yarım kaldı, resimler soldu şimdi

Ömrümün sonbaharında

Döktüğüm gözyaşları, sel oldu aktı gitti

Ömrümün sonbaharında

Elimden kaçırdığım gençliğimi özlerim

Ömrümün sonbaharında

Artık hiç dönmeyecek sevgiliyi beklerim

Ömrümün sonbaharında

Barış isyan eyleme, yıllar akıp gidiyor

Ömrümün sonbaharında

Fazla vaktim kalmadı, giden geri gelmiyor

Ömrümün sonbaharında

Hala bitirmediğim bir yarım şarkım kaldı

Ömrümün sonbaharında

Hala beni dinleyen bir avuç dostum kaldı

Ömrümün sonbaharında...








Barış Manço


















































20 Ekim 2010 Çarşamba

*AŞK DERSLERİ


Seveceksen
tam seveceksin arkadaş,
sevgiyi yalnız yüreğinde
değil
iliklerinde
kemiklerinde
duyacaksın.
ve,
ona doğru
gözlerin kapalı
koşacaksın.
Sen sevdiğin zaman
kapılar, pencereler
zangır zangır titreyecek,
duvarlar
çatır çatır çatlayacak,
döşemeler çökecek
tavanlar patlayacak.
Sevdiğin zaman
kulakların uğuldayacak,
gözlerin kararacak.
Kramplar girecek midene,
yumruk yemiş gibi
olacaksın yüzüne.
dolaşacak ayakların birbirine.
Sen sevdiğin zaman
işte böyle seveceksin
arkadaş
sığmayacaksın artık
yeryüzüne
yer beğeneceksin
gökyüzünde kendine.
Eserken kavak yelleri
gülebilmelisin ağlanacak
şeylere bile.

Seveceksen
erkek gibi seveceksin
arkadaş,
"seni seviyorum"
dediğin zaman
gökler gürleyecek
şimşekler çakacak
yıldırımlar düşecek
yağmurlar sel olup
önüne çıkan herşeyi
sürükleyecek.
Seveceksen böyle sev dostum,
sen sevdiğin zaman
dalgalar yükselmeli
denizler kabarmalı
fırtınalar boraya
boralar tayfuna,siklona
dönmeli.
Çatılar uçmalı
direkler devrilmeli
yer gök birbirine girmeli
senin sevdiğini
herkes böyle bilmeli.
Sevince işte böyle seveceksin
arkadaş,
devireceksin dağları
yıkacaksın kayaları
tersine akıtacaksın
nehirleri
ve kurutacaksın gölleri.
Sevince,
biraz da kadınına göre
seveceksin arkadaş,
kimi zaman zarif, duygulu
kimi zaman bencil ve hoyrat
kimi zaman bir külhan gibi
seveceksin,
ağzını açtığın zaman
ana-avrat düz gideceksin
sövdüğün zaman
yedi sülalesini ip gibi dizeceksin.
Sevdiğin zaman
öyle bir seveceksin ki arkadaş,
kendin bile korkacaksın sevginden
dehşete düşeceksin
ürkeceksin
kendi sesinden.

Uzun sözün kısası,
seveceksen
işte böyle seveceksin arkadaş.

Bülent AKKURT

19 Ekim 2010 Salı

BEN SENİ SEVDİM Mİ?





Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne

Tuttum, ta içime oturttum seni

Aldım, okşadım saçlarını, öptüm

İçtim yudum yudum güzelliğini

Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette

Bendeydi özlemlerin en korkuncu

Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,

Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu

Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu

Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim

Biri vardı ağlayan; gecelerce

Biri vardı sana tutkun; o bendim

Ben seni sevdim mi? Sevdim, en büyük

En solmayan güller açtı içimde

Ömrümü değerli kılan bir şeydin

Sen benim bozbulanık gençliğimde

Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya

Bir çizgiye vardım seninle beraber

Ve bir gün orada yitirdim seni

Ben seni sevdim mi? Sevdim, Ya sen beni?

ÜMİT YAŞAR
























































Paylaş

18 Ekim 2010 Pazartesi

Dost





Bakıp cemal-i yare çağırırım dost dost

Dil oldu pare pare çağırırım dost dost

Aşkın ile dolmuşum zühdümü yanılmışım

Mest-i müdam olmuşum çağırırım dost dost

Mescid ü meyhanede, hanede viyranede

Ka'be'de büthanede çağırırım dost dost

Sular gibi çağ çağ dolaşırım dağ dağ

Hayran bana sol u sağ çağırırım dost dost

Geldim cihane garib, oldum güle andelib

Herdem ciğerler delip çağırırım dost dost

Dünya gamından geçip, yokluğa kanat açıp

Aşk ile daim uçup çağırırım dost dost

Aradığım candadır, canda ve hem tendedir

Bilir iken bendedir çağırırım dost dost

Gah düşerim mutlak'a, gah asl u geh mülhak'a

Bakıp kamudan Hakk'a çağırırım dost dost

Dolunmaz ol hal ü had min-el ezel ta ebed

Unulmaz asla bu derd çağırırım dost dost

Hep görünen dost yüzü andan ayırmam gözü

Gitmez dilimden sözü çağırırım dost dost

Derya olunca nefes parelenince kafes

Ta kesilince bu ses çağırırım dost dost

Ne yerdeyim ne gökde, ne ölüyüm ne zinde

Her yerde her zamanda çağırırım dost dost

Geldim o dost ilinden koka koka gülünden

Niyazi'nin dilinden çağırırım dost dost



Niyazi_i Mısri











Paylaş

11 Ekim 2010 Pazartesi

SUSAKİZM



Susakizmin başkanı ,Büyük Susak, Ünlü Saadettin Keskin ve hayranları

2 Ekim 2010 Cumartesi

BİR MUTLULUK FOTOĞRAFI BİLE ÇEKTİRMEDİ BU HAYAT!





benim hiç sapanım olmadı anne,

ne kuşları vurdum,

ne de kimsenin camını kırdım...

çok uslu bir çocuk değildim ama,

seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım.

...ben hayatım boyunca

bir tek kendimi vurdum! ..

suskun görünsem de,

fırtınalı ve mağrurdum anne.

bir mızrak gibi,

aynada hep dik durdum anne! ..

ben sana hiç bir gün laf getirmedim,

leke sürmedim.

ama göğsümü çok hırpaladım,

kalbimi çok yordum...

ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ...

benim hiç sevgilim olmadı anne,

ne bir yuva kurdum,

ne bir gün şansım güldü...

öpemeden bir bebeğin gidişini,

tükendi gitti çağım...

kimi yürekten sevdiysem,

yüreğini başkasına böldü...

bir muhabbet kuşum vardı,

o da yalnızlıktan öldü...

sen beni göğsünde

hep acılarla mı soğurdun anne?

yoksa evlat diye,

koca bir taş mı doğurdun anne?

eziyet degilim, zahmet değilim,

musibet hiç değilim;

bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!

doğurdun da beni,

ne ile yoğurdun anne?

benim hiç hayalim olmadı anne...

ne seni rahat ettirdim,

ne kendim ettim rahat...

BİR MUTLULUK FOTOĞRAFI BİLE ÇEKTİRMEDİ BU HAYAT!

kaybolmuş bir anahtar kadar

sahipsizim anne...

ne omuzumda bir dost eli,

ne saçımda bir şefkat...

say ki yollardan akan,

şu faydasız çamurdum anne...

say ki ıslanmaktım, üşümektim,

say ki yağmurdum anne!

bunca yıldır gözyaşlarını,

hangi denizlere sakladın?

oy ben öleyim,

SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE? ? ?



Yusuf Hayaloğlu