17 Şubat 2011 Perşembe

"DEĞİL"




Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
Değiştim,
Unutamadığım söz...lerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor, bir yanım seni;
Ben benimle savaşıyorum, seninle değil!
Sonucu, kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,
Ne kazanabileni, ne de kaybedeniyim,
Sorun değil!

Elbet alışırım,
Biraz alıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Alıştım,
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim, bu iki arada bir derede duyguya alıştım,
Bir yanım bırak diyor, bir yanım hayır,
Kesin değil!

Henüz tanıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
Duvarlara anlatırken, öğrendiklerim kendi hakkımda,
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,
Samimi değil!

Bir hayli kırıldım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
Aslında ne sana, ne olanlara…
Kendime kırgınım…
Maziye hiç değil, an'a kırgınım.
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,
Beni anlamadığın kelimelerin aslında her şeyi anlatıyor oluşlarına…
Bir hayli kırıldım…
Beni ben kırdım oysa
İyi değil!

Galiba yoruldum,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldu

Çisel Onat

11 Şubat 2011 Cuma

SEVGİLİM...!








sevgilim,

yalan söylersem sana,

kopsun ve mahrum kalsın dilim

"seni seviyorum"

demek bahtiyarlığından..





sevgilim,

yalan yazarsam sana,

kurusun ve mahrum kalsın elim

okşayabilmek saadetinden seni.





sevgilim,

yalan söylersem sana,

gözlerim iki nadim gözyaşı gibi

avuçlarıma aksınlar

ve…

görmesinler seni bir daha…





Nazım Hikmet RAN



















SENSİZLİK ESİYOR ÜŞÜYORUM...!





Bir deniz kıyısındayım hafif puslu hava ve bulutlar ağlıyor inceden.


Deniz mutlu kendinden bir zamanlar kopmuş olan yağmur damlaları ile yeniden buluştuğu için.

Bulutlar ise üzülüyor kendinden kopan kaybettiği her damla için.

Ne gariptir ki hayatın kuralı bu.

Biri kaybeder üzülür biri bulur sevinir mutlu olur.

Evet kural budur ama hayat beni her daim muaf tuttu bu kuraldan.

Ben ne buldum nede kaybettim ikisinin arasında çırpınıp durdum sadece.

Ne tam kaybettim seni nede tam buldum.

Hep eksik kaldı sol yanım.

Tam kaybettim derken buldum seni ama sevinemedim kaybedecektim çünkü, yine üzülecektim.

Öylede oldu buldum derken yine kaybettim seni.

Bugünlerde yine kaybedişleri oynuyorum.

Hep bendesin ama bulamıyorum seni. Yoksun yanımda üşüyor ellerim yalnızlık titretiyor içimi. Yalnızım diyorum üşüyorum.



Deniz vuruyor dalgalarını kayalara yalnız değilsin ben buradayım diyor ama yetmiyor.

Benim için yalnızlık kimsemin olmayışı değil senin olmayışın bunu; ne sen ne deniz nede bir başkası bilmiyor anlayamıyor.

Üşüyor ellerim çaresiz sokuyorum ceplerime, cebimde kalan son umut kırıntılarını buluyorum.

Çıkarıp bakıyorum deniz seviniyor işte umutların varmış senin diyor ellerimde kalmış üç beş umut kırıntısını kast ederek.

Acı bir gülümseme dudaklarımda yeter mi diyorum yarınlara, yaşamaya yeter mi? Deniz cevap veremiyor.

"Yetmez" diyorum "yetmez".



Elimdeki son umut kırıntılarını da denize atıyorum "yalnızım" diyorum deniz bu sefer anlıyor yalnızlığımın sensizlik demek olduğunu susuyor. Ben de susuyorum bulutlar ağlıyor ben de ağlıyorum.



Sensizlik esiyor üşüyorum...

(alıntı)