23 Haziran 2011 Perşembe

Bir garip sevdada çıkmazlardayım...






Sevdanla yanmak mı..! dedim ki varım,

Öyle bir yandım ki kül oldu harım,

Her şeyim bir tarafta kaldı yarım,

Bir garip sevdada çıkmazlardayım...

Hayale daldım bak ben yine bugün,

Aklım firar etti gönlümse sürgün,

Aşkın şarabını içtiğim o gün,

Bir garip sevdada çıkmazlardayım...

Yürekte sevdasın gönülde dilek,

Gel sevdamız için beraber ölek,

Anlamaz beni sevmeyen bir yürek,

Bir garip sevdada çıkmazlardayım...

Başımda esiyor bir sevda yeli,

Yüreğimde çağlar hasretin seli,

Sen benim gönlüme düştün düşeli,

Bir garip sevdada çıkmazlardayım...

Sevdalı kalplere olsun selamlar,

Yüreğimde sevda yüklü kelamlar,

Aşk şiirleri yazarken kalemler,

Bir garip sevdada çıkmazlardayım...

 
 




Paylaş

10 Haziran 2011 Cuma

OTUZBEŞ YAŞ ....








Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
 
 
 
CAHİT SITKI TARANCI



Paylaş

3 Haziran 2011 Cuma

MAVİ GÖZLÜ DEV...









O mavi gözlü bir devdi.

Minnacık bir kadın sevdi.

Kadının hayali minnacık bir evdi,

bahçesinde ebruliii

... hanımeli

açan bir ev.



Bir dev gibi seviyordu dev.

Ve elleri öyle büyük işler için

hazırlanmıştı ki devin,

yapamazdı yapısını,

çalamazdı kapısını

bahçesinde ebruliiii

hanımeli

açan evin.



O mavi gözlü bir devdi.

Minnacık bir kadın sevdi.

Mini minnacıktı kadın.

Rahata acıktı kadın

yoruldu devin büyük yolunda.

Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,

girdi zengin bir cücenin kolunda

bahçesinde ebruliiii

hanımeli

açan eve.



Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,

dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:

bahçesinde ebruliiiii

hanımeli

açan ev..





Nâzım Hikmet RAN