29 Mart 2012 Perşembe

Mevlana oğluna der ki:





                                                   
"Bahaeddin!
Eğer daima cennette olmak istersen,
herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!

Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!

Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,
Fena söyleyici!
Fena öğretici!
Fena düşünceli olma!
Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun..
İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.
İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi çiçeklenir,
gül ve fesleğenlerle dolar.
Düşmanları andığın vakit, için dikenler ve yılanlarla dolar,
canin sıkılır, içine pejmürdelik gelir..
Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar,
içlerindeki karakteri dışarı vurdular.
Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu,
hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular."


Düşmanını sevmek, düşmanının da seni sevmesini istersen,
kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur;
Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.....
 
























27 Mart 2012 Salı

BİR MEMLEKET SÖYLE..


                                               rekeskin@gmail.com


Usta bana Sur’da ekmek arası
Bir memleket söyle
İçinde acı olmasın

Gözlerim yanmasın
Yanında bir bardak da

Kardeşçe yaşamak söyle
Ne çok acıkmışım bin yıldır
Olmuşken üstüne
Bir de demli bir şair söyle
Şiirleri barıştan yana
Aşktan yana olsun

Kendine de bir gelecek söyle
Sosu da mutluluk olsun
Anneler karanfilli çocuklar doğursun
Olsun be dostum olsun
Taze bir memleket söyle de
şuradan
Bin yıldır acıkmış kalbimiz
Tika basa barışa doysun
Sonumuz olacaksa da
Geberesiye yedigimiz
Kardeşlik ve barıştan olsun..



*Sinan Yesil














20 Mart 2012 Salı

Sussam Yalnızlık,Konuşsam Ayrılık…


                                             
Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz.
Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var
Ne de benim gözlerimde şiir…
Yaz dedin, oysa kışlar yaşıyorum her mevsim
Açmak üzereyken papatyalar yeni karlar yağıyor üzerine Üşüyorum…

Evet hala üşüyor ellerim..
Hüzün kapımızı çalalı beri bin günü aştı
Bin ömür, bin soluk, bin yıkılış yaşadım
Ömrünün arka sayfalarında altı çizilmiş satırlarımı okumaya başladım...

Sığınışlarını, susuşlarını ve haykırışlarını işittim maviadadan
Korunaklı bir liman olamadım sana
Ve arkama bakmadan giderken
Haykırışlarını duymamak için kapattım yüreğimin kulaklarını.

Şimdi, bin ömür geçmiş ömrümden
Ben bir rüyadan uyanmak istercesine çırpınıyorum
Hani zaman ilacı olurdu her şeyin?
Hani zamana bırakmalıydık?
Atalar yine yanıldı…

Bir günün sonunda binlerce tükenişle ölürken ben
Zaman zehrini içerken yudum yudum
Artık bitsin istiyorum ataların ilaç dedikleri yoksuzluğun..
Bitsin…
Bitmezlerin bilincinde diyorum diye
Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz.
Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var
Ne de benim gözlerimde şiir…

Şimdi kendini yok edişlerini dinliyorum
Susuyorum…
Susuşlarımın öznesi sen oluyorsun hep
Şehrine gidiyorum…
Yokluğun açıyor kapıları
Yıkılan şehirlerarası bir otobüs terminalinde ayak izlerimiz duruyor
Hala haklısın
Kokun sinmiş soğuk duvarlarına şehrin
Herkesin gözünde seni arıyorum
Yoksun…

Yokluğunu salıp gitmişsin
Gidişle bırakıldığın bu kentte…
Susuşlarına bile yandığım soğuk dağlarımın eşkıyası
Bağışlama dilemiyorum, gel demiyorum, sev demiyorum
Haykırışların yankılanıp boşlukta kaybolmadı bilesin
Sığındığın maviadada yaktığın ateşi görüp
Yanaştırabilirsem gemilerimi
Tutacağım ellerinden…

Şimdi yanıyorum, kanıyorum
ve yıkılışların altında tekrar eziliyor bedenim
geç kalınmış bir soluk mu bir günün sonunda
yoksa çaresizliklerimin son çırpınışları mı bilmiyorum
kayıp adresten yazıyorum son kez
sussam yalnızlık, konuşsam ayrılık
dönsem yıkılış, dönmesem yokoluş...

şimdi ben susuyorum, yalnızlığa talip
sende sus bana
sus ki, bir daha ölmeyeyim…


Kahraman Tazeoğlu












ÖZLERSİN....


                                                    rekeskin@gmail.com





Özlersin
Yaşarsın bitimsiz bir hayatı
An gelir son nefes geliverir...
Yaşamayı özlersin.
Yıllarını sayarsın,aynaları şahit tutarsın
Saçlarına düşen akları sayarsın...
Özlem sarar her yanını....Yanarsın.
 
ve
Bir sayfa vardır...anılaşmamış
Özlemlerle dolmuşsun ama özlem saymamışsın
Hep bu gün gibi...yeniden yeniden yaşanmış
Sen Varsın!
Özlemlerin ötesinden berisinden sararsın beni
Bir hıçkırık gibi düğümlenir boğazıma boğum boğum
Ağlamak istersin Ağlayamazsın!
 
Giderse dönmez!
Korkuların oluverir,korkarsın
Cesaretle saçlarını okşadığın günlere inat
Korkarsın...
Bilirsin,
Bilirsin ama susarsın,
Ne kadarda ağır değilmi
İstesende ağlayamazsın..


Murat KARTAL



























Paylaş